Özet: Masumiyet Müzesi 9.Bölüm izle Full netflix yapımı dizi tek parça ve hd olarak full Masumiyet Müzesi izle meniz için sitemizde. Yayınlandı: 13/02/2026
Nilay demiş ki; Bence dizi ve dizinin içindekiler diye bambaşka dünyalar var. yani gösterilen ve gösterilmeyen taraflar. Öncelikle demek isterim ki bu dizi aslında erkeklerin gerçek yüzünü ve kadının iç dünyasını gösteriyor. Gerçek hayatta da herkes kendisine eşit biriyle olmak ister. Aşk biraz klişe gelir ailelere Kemal bey ve ailesi de yaşantısından ötürü Sibel’le evlenilmesinin uygun olduğunu biliyordu. Fakat Kemal’ in iç dünyası bambaşkaydı. Sibel’in sıkıcı, lüks ve kibar hayatını beğenmiyordu. Füsun’daki o tutku, moderniteden uzak yaşamı ve aynı zamanda o gizlilik hoşuna gitti ve Kemal buna tutundu. Dizinin Kemal bey tarafından dinlenilmesinden ötürü olsa gerek ki Füsun’ un iç dünyası epey örselenmiş. Füsun basbaya Kemal’ e aşıktı çıkarsız, dolansız. Fakat Kemal’in Füsun’un bakireliğini alıp önemsemeyip Sibel’le nişanlanması Füsun’ u derinden yaraladı ve kendini bedeni için kullanılmış hissetti. Bundan dolayı yıllarca Kemal’ in ona bu yaşattığı acıyı asla unutmadı içinde hep o kini taşıdı. Yalandan bir evlilik yaptı Kemal’ i evine çağırıp ona aynı duyguları yaşatmak istedi. Fakat Kemal onun gibi hissetmek yerine sabretti. Füsun’ u bu durum tatmin etmemiş olsa gerek ki 8 yıl bekledi ve ona o istediği gerçek acıyı yaşatmak istedi. Çünkü Füsun’da biliyordu ki Kemal ona aşık falan değildi yalnızca takıntılıydı ve onu sadece arzuluyordu. Bundan dolayı kendisini aşırı derecede aşağılanmış ve küçük görüyordu. Son olarak Kemal de onu onaylar sözler söyledikten sonra artık öfkesine ve o mahcubiyete dayanamayıp sonunu yazmış oldu dostlar.
Giben demiş ki; İlk defa bi dizinin kitabıyla beraber bu kadar iyi yansıtıldıgını görüyorum. Dizideki ic cözümlemeler, ic cekisler, susmalar, bakısmalar o kadar o duyguyu seyirciye yansıttı ki izlerken daral gelip devam edemiyodum sanki basroller biziz, biz onları yasıyoruz. Oyuncular çok iyi secilmis ve cok iyi oyunculuk sergilemisler fakat ben biraz kemal ve füsundan bahsetmek istiyorum. Kemal başta füsunu sıkıcı hayatundan kaçmak yeni bi macera olarak gördü füsunu eğer isteseydi sibelden ayrılıp nişanı bile yapmazdı ama o füsunun hep yanında olucagını, ona olan aşkını bildiginden gitmeyeceğini düşünerek füsunu hic anlamaya calısmadı. Füsunun gidisi beklenmedik oldugundan kendine kızıp nisanında füsunun esyalara bakıs acısını bildikten sonra askını öyle yaşamaya başladı kemal bu yüzden füsun yanındayken eşyaları önemsemedi görmedi bile, küpeyi farketmemesi de bu yüzden. Füsun daha sonra kemali çok beklettirdi cünkü içten içe kemale olan bi öfkesi kini vardı bu hic bi zaman geçmedi dahası hayallerine de mani oldu kemal cünkü füsunun da her insan gibi istekleri hayalleri oldugunu unutuyodu o kadınlar gibi mi olmak istiyosun derken kücümsüyodu füsunu. Füsun ise olanları sadece izledi zamanında kendi başına kendisine teklif yapan yapımcıları kabul edebilirdi onun yerine kemali ve kocasını dinledi yapamayacaklarını bildigig halde sesini cıkarmadı. Kemal füsunu tutkusu ve arzusuyla onunla beraber olabildigi icin seviyodu hic bi zaman icinde neler hissettigine odaklanmadı, umursamadı çünkü füsun bedenen oradaydı, yanındaydı bu kemale yetiyodu.Kemal füsunu anlayamadıgı icin son sahnelerde füsun hep suskundu ilk bölümlerde olan tüm hayat neşesi kaybolup gitmişti ama sonuc olarak iki taraf icinde kötü bir son oldu iyi bitseydi belkide bu kadar etkilenmezdik. Benim icin yeri ayrı olucak bi diziydi emegi gecenlere cok teşekkürler
Müge demiş ki; Dizinin sonlarına doğru çok duygulandım. Kemal tabii ki hatalı ama sekiz yıl boyunca onu bekleyip acı çekmesi, hiç mutlu olamaması beni derinden etkiledi. Bu hikâye bize aşkın her zaman mutlu sonla bitmeyeceğini gösterdi. Bu hem aşk hem de takıntıydı. Kemal, Füsun’u seviyordu çünkü onu olduğu gibi kabul ediyordu. Sibel’in Kemal"in onun için aldığı çantayı beğenmemesi "Bu çanta sahte ben bunu kullanmam" deyip Kemal"i küçük düşürmesi, Füsun için “Tezgahtar” deyip onu küçümsemesi ve diğer konularda küçümseyici tavırlar sergilemesi, Kemal başlarda Sibel’e yakın olmak için çabaladığında Sibel’in ondan kaçması, bu sebeplerle birlikte Kemal’in teselliyi Füsun’da bulmasına yol açtı. Füsun’un Kemal’in nişanlandığını ve başkası olduğunu bildiği hâlde ilişki yaşaması, Kemal’in iki kadının da duygularıyla oynaması, Sibel’in nişanı atmayıp onu düzeltmeye çalışması ve bu süreçte daha fazla acı çekmesi, Kemal’in zaten Füsun’u sevdiğini Sibel’e söylemesine rağmen Sibel’in aradan çekilmemesi, aradan çekilmeyip Kemal Füsun’u sevmeye devam edince suçu tamamen Kemal’e yüklemesi ve ona hasta muamelesi göstermesi, Kemal’in en yakın arkadaşıyla evlenmesi ve düğünlerine Kemal’i çağırmaması… Bunların hepsi her birinin bir noktada hatalı olduğunu ve romandaki her karakterin derin bir psikolojiyle yazıldığını gösteriyor; onların o anki ruh hâlini herkes anlayamaz. Kemal sevmeseydi sekiz yıl boyunca Füsun’un peşinden koşmazdı. Takıntısı vardı ama bu takıntı daha çok eşyaları saklamasında kendini gösteriyordu. Zaten aşk olmasa takıntı da olmazdı; ona çok âşık olduğu için bu kadar bağlandı. Bu takıntının sebebi Füsun’u elde edememesi değil; Sibel’in Kemal’in duygularını anlamaması, Füsun’un ise onun duygularını anlayıp ona yakın olmasıydı. Zaten filmin başlarında gördüğümüz gibi Kemal ile Sibel arasında çok fazla diyalog yoktu. Bu yüzden mantıken Kemal’in Sibel’e âşık olması mantıklı da olmazdı.
Lusnika demiş ki; Bihter, kendini öldürerek aşkını sonsuzlaştırdı; geride, o ana mahkûm kalacak ve uzun süre mutluluğu yakalayamayacak bir ruh enkazı bıraktı. İntikamının ateşi ise Füsun’la yeniden doğdu.
Unutmayın dostlar: Kadınlar asla unutmaz ve unutturmaz.
Birileri demiş ki; Kitabı okurken ne hissettiysem onu hissettim. Tiksinti, boşluk, öfke ve türevi hoşnut olmayan şeyler… uyarlama çok başarılı ancak gerçeklere gelecek olursak Orhan Pamuk’un halktan bu kadar kopuk olmasına tahammülüm hiç yok. Füsun’un annesi ve babası kadar yapay tipler görmedim. Füsun kadar öfkeli, kindar, alıngan biri tanımadım. Tepeden tırnağa tüm karakterlerden tiksindim. Ancak sanat bazen de budur diyerek avunuyoruz. Yani sanırım…
Bence dizi ve dizinin içindekiler diye bambaşka dünyalar var. yani gösterilen ve gösterilmeyen taraflar. Öncelikle demek isterim ki bu dizi aslında erkeklerin gerçek yüzünü ve kadının iç dünyasını gösteriyor. Gerçek hayatta da herkes kendisine eşit biriyle olmak ister. Aşk biraz klişe gelir ailelere Kemal bey ve ailesi de yaşantısından ötürü Sibel’le evlenilmesinin uygun olduğunu biliyordu. Fakat Kemal’ in iç dünyası bambaşkaydı. Sibel’in sıkıcı, lüks ve kibar hayatını beğenmiyordu. Füsun’daki o tutku, moderniteden uzak yaşamı ve aynı zamanda o gizlilik hoşuna gitti ve Kemal buna tutundu. Dizinin Kemal bey tarafından dinlenilmesinden ötürü olsa gerek ki Füsun’ un iç dünyası epey örselenmiş. Füsun basbaya Kemal’ e aşıktı çıkarsız, dolansız. Fakat Kemal’in Füsun’un bakireliğini alıp önemsemeyip Sibel’le nişanlanması Füsun’ u derinden yaraladı ve kendini bedeni için kullanılmış hissetti. Bundan dolayı yıllarca Kemal’ in ona bu yaşattığı acıyı asla unutmadı içinde hep o kini taşıdı. Yalandan bir evlilik yaptı Kemal’ i evine çağırıp ona aynı duyguları yaşatmak istedi. Fakat Kemal onun gibi hissetmek yerine sabretti. Füsun’ u bu durum tatmin etmemiş olsa gerek ki 8 yıl bekledi ve ona o istediği gerçek acıyı yaşatmak istedi. Çünkü Füsun’da biliyordu ki Kemal ona aşık falan değildi yalnızca takıntılıydı ve onu sadece arzuluyordu. Bundan dolayı kendisini aşırı derecede aşağılanmış ve küçük görüyordu. Son olarak Kemal de onu onaylar sözler söyledikten sonra artık öfkesine ve o mahcubiyete dayanamayıp sonunu yazmış oldu dostlar.
Spoiler içeren bu yorumu okumak istiyorsanız buraya tıklayın.
rodemon demiş ki;
Oku,baban gibi eşek olma!
Giben demiş ki;
İlk defa bi dizinin kitabıyla beraber bu kadar iyi yansıtıldıgını görüyorum. Dizideki ic cözümlemeler, ic cekisler, susmalar, bakısmalar o kadar o duyguyu seyirciye yansıttı ki izlerken daral gelip devam edemiyodum sanki basroller biziz, biz onları yasıyoruz. Oyuncular çok iyi secilmis ve cok iyi oyunculuk sergilemisler fakat ben biraz kemal ve füsundan bahsetmek istiyorum. Kemal başta füsunu sıkıcı hayatundan kaçmak yeni bi macera olarak gördü füsunu eğer isteseydi sibelden ayrılıp nişanı bile yapmazdı ama o füsunun hep yanında olucagını, ona olan aşkını bildiginden gitmeyeceğini düşünerek füsunu hic anlamaya calısmadı. Füsunun gidisi beklenmedik oldugundan kendine kızıp nisanında füsunun esyalara bakıs acısını bildikten sonra askını öyle yaşamaya başladı kemal bu yüzden füsun yanındayken eşyaları önemsemedi görmedi bile, küpeyi farketmemesi de bu yüzden. Füsun daha sonra kemali çok beklettirdi cünkü içten içe kemale olan bi öfkesi kini vardı bu hic bi zaman geçmedi dahası hayallerine de mani oldu kemal cünkü füsunun da her insan gibi istekleri hayalleri oldugunu unutuyodu o kadınlar gibi mi olmak istiyosun derken kücümsüyodu füsunu. Füsun ise olanları sadece izledi zamanında kendi başına kendisine teklif yapan yapımcıları kabul edebilirdi onun yerine kemali ve kocasını dinledi yapamayacaklarını bildigig halde sesini cıkarmadı. Kemal füsunu tutkusu ve arzusuyla onunla beraber olabildigi icin seviyodu hic bi zaman icinde neler hissettigine odaklanmadı, umursamadı çünkü füsun bedenen oradaydı, yanındaydı bu kemale yetiyodu.Kemal füsunu anlayamadıgı icin son sahnelerde füsun hep suskundu ilk bölümlerde olan tüm hayat neşesi kaybolup gitmişti ama sonuc olarak iki taraf icinde kötü bir son oldu iyi bitseydi belkide bu kadar etkilenmezdik. Benim icin yeri ayrı olucak bi diziydi emegi gecenlere cok teşekkürler
Spoiler içeren bu yorumu okumak istiyorsanız buraya tıklayın.
Ender demiş ki;
Çok güzel bir şölen izlettiniz, çocukluğuma döndüm , saygıyla anıyorum Orhan Pamuğu…..
Müge demiş ki;
Dizinin sonlarına doğru çok duygulandım. Kemal tabii ki hatalı ama sekiz yıl boyunca onu bekleyip acı çekmesi, hiç mutlu olamaması beni derinden etkiledi. Bu hikâye bize aşkın her zaman mutlu sonla bitmeyeceğini gösterdi. Bu hem aşk hem de takıntıydı. Kemal, Füsun’u seviyordu çünkü onu olduğu gibi kabul ediyordu. Sibel’in Kemal"in onun için aldığı çantayı beğenmemesi "Bu çanta sahte ben bunu kullanmam" deyip Kemal"i küçük düşürmesi, Füsun için “Tezgahtar” deyip onu küçümsemesi ve diğer konularda küçümseyici tavırlar sergilemesi, Kemal başlarda Sibel’e yakın olmak için çabaladığında Sibel’in ondan kaçması, bu sebeplerle birlikte Kemal’in teselliyi Füsun’da bulmasına yol açtı. Füsun’un Kemal’in nişanlandığını ve başkası olduğunu bildiği hâlde ilişki yaşaması, Kemal’in iki kadının da duygularıyla oynaması, Sibel’in nişanı atmayıp onu düzeltmeye çalışması ve bu süreçte daha fazla acı çekmesi, Kemal’in zaten Füsun’u sevdiğini Sibel’e söylemesine rağmen Sibel’in aradan çekilmemesi, aradan çekilmeyip Kemal Füsun’u sevmeye devam edince suçu tamamen Kemal’e yüklemesi ve ona hasta muamelesi göstermesi, Kemal’in en yakın arkadaşıyla evlenmesi ve düğünlerine Kemal’i çağırmaması… Bunların hepsi her birinin bir noktada hatalı olduğunu ve romandaki her karakterin derin bir psikolojiyle yazıldığını gösteriyor; onların o anki ruh hâlini herkes anlayamaz. Kemal sevmeseydi sekiz yıl boyunca Füsun’un peşinden koşmazdı. Takıntısı vardı ama bu takıntı daha çok eşyaları saklamasında kendini gösteriyordu. Zaten aşk olmasa takıntı da olmazdı; ona çok âşık olduğu için bu kadar bağlandı. Bu takıntının sebebi Füsun’u elde edememesi değil; Sibel’in Kemal’in duygularını anlamaması, Füsun’un ise onun duygularını anlayıp ona yakın olmasıydı. Zaten filmin başlarında gördüğümüz gibi Kemal ile Sibel arasında çok fazla diyalog yoktu. Bu yüzden mantıken Kemal’in Sibel’e âşık olması mantıklı da olmazdı.
Marlboro demiş ki;
Ardı sıra dizilmiş kaliteli sigara reklamları. Hikaye bundan ibaret.
Kurtaran demiş ki;
Hikayeyi bi de Fisundan dinlemek gerek .... Kemal takıntılı bir psikopat rahatsız edici derecede
Lusnika demiş ki;
Bihter, kendini öldürerek aşkını sonsuzlaştırdı; geride, o ana mahkûm kalacak ve uzun süre mutluluğu yakalayamayacak bir ruh enkazı bıraktı. İntikamının ateşi ise Füsun’la yeniden doğdu. Unutmayın dostlar: Kadınlar asla unutmaz ve unutturmaz.
Birileri demiş ki;
Kitabı okurken ne hissettiysem onu hissettim. Tiksinti, boşluk, öfke ve türevi hoşnut olmayan şeyler… uyarlama çok başarılı ancak gerçeklere gelecek olursak Orhan Pamuk’un halktan bu kadar kopuk olmasına tahammülüm hiç yok. Füsun’un annesi ve babası kadar yapay tipler görmedim. Füsun kadar öfkeli, kindar, alıngan biri tanımadım. Tepeden tırnağa tüm karakterlerden tiksindim. Ancak sanat bazen de budur diyerek avunuyoruz. Yani sanırım…
Çok iyi özetlemişsiniz
mamısko demiş ki;
kemal beyin hayatıda bize takıntının aşktan daha kuvvetli olduğunu anlatır
Daha Fazla Yorum